secil yolda

secilin yol guncesi

son durağım sao paulo

leave a comment »

iguazudaki son gecemde hiç uyumadım, uçağım çok erken, tesadüfen aynı uçağa bineceğimizi anladığımız hollandalı çiftle birlikte saat dörtte taksiyle brezilya tarafındaki havaalanına geçip altıda biniyoruz uçağa, bu sefer herşey yolunda.

sabahın köründe varıyorum sao paulo’ya. havaalanı kocaman ve çok kalabalık geliyor bana, deli gibi yağmur yağıyor. hemen atladığım taksi adresi gösterince çıkartıveriyor bi gps cihazı. gerçekten çok büyük şehirmiş burası, beton ve asvalt içinde git git bitmiyor, istanbuldan büyük burası. artık çok net anladım; büyük şehirleri hiç sevmiyorum.

bahçeli evlerin olduğu vila mariana’daki hostelime varmamız bir saat sürdü. sokaklar renk renk ama en çok mor çiçekli ağaçlarla dolu. süpermarkete gidince anlıyorum ki burası baya zengin bir muhit, portakalın kilosu 10, çileğinki 28 real. realle lira neredeyse aynı, sonunda parası kafamı karıştırmayan bir yere geldim ama uzun sürmeyecek :)

pazar günü şiddetle yağmaya devam etti yağmur, o kadar yorgunum ki bütün gün uyudum. yabancılar da var ama brezilyalılar çoğunlukta hostelde. sao pauloya değişimle gelen üniversite öğrencileri var çoğunlukla, aylardır burada kalıyorlarmış. onlardan biri, crix gezdiriyor beni pazartesi günü. crix 26 yaşında, tasarımcıymış, master gibi birşey yapıyormuş şimdi sao pauloda.

eski şehir merkezine gidiyoruz metroyla, 12 hatlı büyük bir metro ağı var burda –istanbulluyum ya bana büyük geliyor :) – öyle kalabalık ki nefes alınmıyor, ezilmeden inmek için baya çaba sarfetmemiz gerekiyor. yüksek bir binanın tepesine çıkıp fotoğraflar çekiyoruz, bunun için bilet kesen binalar var, biz bedava olanını buluyoruz. bana tasarım bir vintage plastik ayakkabı alıyoruz, eminönü misali bir yerde festival-parti ıvır zıvırı satan dükkanları dolaşıyoruz, herşey çin malı.

açai diye bir tatlı yiyoruz, küçük hindistan cevizine benzeyen bir meyveden yapılan dondurma gibi birşey, televizyonda buraların hülya avşar/gülben ergen’i veronica costa diye bir kadın ağır makyajı hiç bozulmadan ağlıyor, kocasını yakmış, kocası da ekranın bir tarafında yara bere içinde konuşuyor. nasıl tutuklanmıyor diye soruyorum crix’e, diplomatik dokunulmazlığı varmış

bi polis görürüsek çıkarıp fotoğraf çekiyoruz, yanıbaşımızda polis yoksa fotoğraf yok. yağmur deli gibi yağmaya devam ediyor, baya korunmaya çalıştık ama dönüşte iliklerimize kadar ıslanmıştık.

bugün de brezilyalı joao jorge ve ingiliz rose’la önce kendi ülkeleri dışında en çok çinli ve japonun yaşadığını söyledikleri çin-japon mahallesine oradan yine şehir merkezine katedrali görmeye gittik. burda da bir protesto var, latinleri seviyorum :) katedralin arka sokağı jankilerin mekanıymış, art direktör olan joao’nun ajansı bir belgesel çekmiş burda, hiç bulaşmıyoruz o tarafa biz, internetten bulup izliycez belgeseli. doğubank gibi bir çarşıya girip joao’nun önceden beğendiği sony kamerayı alıyoruz. satıcı kız kartını birkaç kez gecirince makineden joao bankaya gidip hesabını kontrol ediyor, bu çarşıda kartları kopyalıyorlarmış.

çin-japon mahallesinin duvarları duvar resimleri ve grafiti dolu, daha çok duvar resminin olduğu pinheiros’a gitmeyi planlıyoruz ama yağmur izin vermiyor.

yağmur ara ara soluklansa da burada olduğum üç gün boyunca hiç durmadı. sokakları sel götürüyor, park etmiş yüzlerce motorsiklet sulara gömülmüş vaziyette, kanalizasyon sistemi bizdekinden de kötü. belki de yağmur yüzünden hep anlattıkları o yüzlerce sokakta yatan evsizi hiç görmedim. tek tük dilenciler vardı ama o kadar her yerde oluyor.

portekizce çok karmaşık geliyo bana, fransızcaya daha çok benziyor bence, hiç anlayamıyorum. tek bir kelime öğreniyorum: obrigada (teşekkürler)

sao paulo’nun en güzel yanı istanbula dönüş yolum olması. muhakkak keşfedecek birsürü güzellikler vardır burada, ben göremedim, burayı durak olarak eklemek bile gereksiz geldi bana.

şimdi havaalanına gitmek için taksinin gelmesini bekliyorum, yağmur yağdığından internet çalışmıyor şimdi –ve bunu çok normal karşılıyor buralılar, biz turistler şaşkınız- geceyarısından hemen sonra uçağıma binmiş olucam, bir aksilik olmazsa yarın akşam yemeğinde evdeyim.

gezmek güzel ama eve dönmek de güzel :)

Reklamlar

Written by secil

01 Mart 2011 18:14

brezilya kategorisinde yayınlandı

Tagged with

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: